Malumunuz Türkiye'de kadın olmak zor. Ama İstanbul'da daha da zor.
Dün akşam saat 6'da işten çıktım. Metroya binip Mecidiyeköy'e ordan da metrobüsle Bahçelievlere gitmem gerekiyordu. Büyük hata!!! Salak mısın sen kızım, hem Anadolu yakasında oturuyorsun, hem işten çıkmışsın hem de o saatte metrobüse binip taaaaaaaaaaaaaaaa Bahçelievler'e gidiyorsun! Evet göz göre göre salaklık bu ama arkadaşlarım için her türlü fedakarlığı yapan ben, bu salaklığı da yaptım.
Neyse canlarım, metronun da metrobüsten aşağı kalır yok biliyorsunuz ki. İlk gelen metroya binemedim zaten. Güç bela ikincisine bindim. Mecidiyeköy'de indim. Bu arada metrodan da nefret ettiğimi belirtmeden geçemicem çünkü oksijene hasret kalıyorum. Çık Allah çık bitmiyor o merdivenler! Mecidiyeköy'dekiler yine azdı da bitti çabucak çok şükür. Geldim metrobüs durağınaaaa derdim ama gelemedim. Neden gelemedim biliyor musunuz? Çünkü daha alt geçitte, merdivenleri çıkabilmek için bile kuyruk bekleyen insanlar vardı. 5 dakikada da o merdivenleri çıkıp durağa geldim. Geldim de ne oldu? Hiç. Çünkü her gelen metrobüs ağzına kadar dolu. Değil binecek, nefes alacak yer yok! Ama bizim insanımız ne yapıyor? Gerek nefessiz kalmak gerekse kapıların arasına sıkışmak pahasına binmek için canla başla mücadele veriyor. Abi kapı kapanmıyor işte daha neyi zorluyorsun ki! Kolunun bacağının sıkışması 2 dakika az beklemene değiyor mu yani? Sonrası aynı ritüel zaten. Kapı kapanmıyor çünkü insanlar kapanmasına izin vermiyor. Arkadan şoföre bağırırlar;
"KAPTAAAAN YÜRÜ ARTIK DAHA NEREYE ALACAAAN YOLCUYU!"
"KAPTAAANN KAPA KAPILARIIIII"
Kapatabilse kapatacak adam da nasıl kapatsın...
O yükselen sesler bu noktada daha da artmaya başlar. Şöyle bir cümle duyarsınız çoooook uzaklardan:
"Nereye geliyosun üstüme çık bari!"
"Geri çekil sen de yer var orda napalım binmeyelim mi!"
Ohhh şen ola düğün şen ola. Yolcular kavga etmeye de başladı mı o metrobüste gerim gerim gerilirsiniz artık.
İşte dün de aynı bunlar oldu. Zar zor bir metrobüse bindim. Geç kalıyorum diye numarasına da hiiiiiiiiiiiiiiiç önem vermedim. Büyük bir hata daha. Bindiğim metrobüs 34A çıkmasın mı! Edirnekapı'da son durak diye çığırmasın mı! Hadiiii indik orda. Bir iki boş metrobüs geldi ama o kadar kalabalıktı ki binemedim. Sonunda bir metrobüse bindim daha fazla geç kalmayı göze alamadım ama nasıl bir metrobüs anlatılmaz yaşanır.
En en en öndeyim. 3 tarafım adamlarla çevrili. Neremi kollayayım bilemiyorum. Verdim sırtımı cama, çantamı da önüme aldım ki zaten hırsızlıktan çok korktuğumdan çantama yapışık yaşıyorum; bir şekilde kolluyorum işte kendimi. Kasılmaktan kaskatı kesilmeme az kaldı. İşin tuhafı ben yıllarca Avcılar'da okumuş bir insanım. Metrobüs her zaman Avcılar'a yaklaştıkça boşalırdı. Eee noldu da kimse inmiyordu şimdi? Boşalmıyor resmen doluyordu devamlı.
Sonunda biraz nefes alacak yer açıldı. Şansa bakın ki tam da ineceğim durakta oldu bu. İşte arkadaşlar, Murphy kanunları bunu gerektirir. Siz ineceğiniz anda herkes iner. Siz bineceğiniz anda herkes metrobüse biner.
Yorgunluktan ölüyordum resmen. Arkadaşlarımın yanına gittim hiçbirine selam bile vermeden sessizce oturdum. Herkes şaşırdı tabi ama o şaşkınlığı giderecek gücüm kalmamıştı. Bir metrobüs imtihanından daha hayatta ama ayakta kalarak çıkmıştım.
Zafer kimindi, belli değildi. Ama şunu bilin ki eğer zaman kısıtım olmasaydı ben o metrobüslerin hepsinde otururdum. Çünkü sabırla bekler ve kapının en önündeki kişi ben olurdum. Ama olamadım. İnşallah sizler olursunuz.
Bu arada büyükçe bir çanta edinin ve onu önünüzden ayırmayın. Sırtınızı her daim duvara, cama ya da kapıya verin. Eeee zaman kötü............
Neyse,
Kapıyı denk getirmeniz dileklerimle...
Yazan: 34A
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder