9 Aralık 2011 Cuma

"Binmeyecekseniz, izin verir misiniz!"

- Binmeyecekseniz bir çekilin de binelim!!!

Kapının önüne küme olmuş kalabalığın arkasında bekleyen acemi bir kadının çığlığını duyarsınız. Kadın kendi kendine " yahu neden binmiyor bu insanlar!?" diye sorar. Sabah sabah daha kahvesini içip kendine gelemeden üzerindeki gerginliğini atmak için ortadaki kızı gözüne kestirir ve sinirli bir ses tonuyla yol almaya çalışır.

- Tamam geçin de ne diye bağırıyorsunuz, söyleyin yeter!
- Sana mı sorucam...

Derken kadın metrobüse biner, bu sefer sabah dalaşı kapı önü, metrobüs içi devam eder. Ta ki şu ses duyulana kadar: "di ri di ri di ri di riniiiiii diriririiiiiii diriririiiiiii" Bu ses "Metrobüs kapa kapılarını, doğru yola." demektedir. Kapıların kapanacağını anlayan iki kadın biraz daha hiddetlenir, nasıl olsa bir daha birbirini görmeyeceklerdir.

- Ya sus sabah sabah!
- Sen sus!
di ri di ri di ri di riniiiiii diriririiiiiii diriririiiiiii

Merak ediyorum da, bu insanlar işe gittiklerinde patronun ofisinde birbirleri ile karşılaşsalar, patron tanıştırsa "Bak Mine, yeni müşterimiz Sevda Hanım, bahsetmiştim." diye. Biz tanışıyoruz derler mi acaba?

İstanbul büyük ama İstanbul çok küçük. Aman ha kibarlığı elden bırakmayın. Ve hiçbir zaman unutmayın ki, metrobüse binmek istiyorsanız ve ayakta kalmayı göze alıyorsanız kümenin arkasında dikilmeyin, orası ayakta kalmayacaklar içindir...

Yazan:34Z

Hiç yorum yok: